|
Yirminci yüzyılın en önemli Yunanlı yazar, şair ve düşünürlerinden
biri olan Nikos Kazancakis, 1883 yılında Girit'te doğdu. 1906'da Atina
Hukuk Okulu'ndan mezun olduktan sonra çalışmalarını Paris'te sürdüren
Kazancakis, Balkan Savaşları sırasında gönüllü olarak Yunan Ordusu'na
katıldı. Savaştan sonra birçok Avrupa ve Asya ülkesini dolaşarak gezi
yazıları yazdı. Edebiyatın birçok alanında yapıtlar veren Nikos
Kazancakis, düşünce adamı olarak Nietzsche ve Bergson'un çalışmalarıyla
Hıristiyanlık, Marksizm ve Budizm'in etkisi altında kaldı. Eserlerinde
bu farklı bakış açılarını sentezlemeye çalıştı.
1927'de düşünce yapısını ortaya
koyan en önemli eseri "Askitiki" yayınlandı. 1938 yılında 13 yıl
boyunca üzerinde çalıştığı epik şiirleri "Odysseas"ı, Homeros'un
bıraktığı yerden Odyseeia'nın anlatım biçimini koruyarak yazdı. Bu
geniş şiirsel çalışma 33.333 mısradan oluşmaktadır.
Pratik yaşam bilgileri yazara,
daha sonraları gazetecilik konusunda olsun, ticari konularda olsun,
belli yetenekler kazandırdı. Bu arada, I. Dünya Savaşı sonrasında
hükümetin danışma kurulunun başkanlığını yaptı, birçok yurtdışı
gezilere çıktı. Bu geziler sırasındaki anılarını, daha sonraları kitap
halinde toplamayı başardı.
Bu arada birçok oyun ve hikaye
yazdı, çeviriler yaptı dini-felsefi denemeler yazdı. Yunanistan'ın
faşist istiladan kurtulup bağımsızlığına kavuşmasından sonra, ilerici
görüşlere sahip bir politikacı olarak politik yaşama atıldı. 1945-1946
yılları arasında Liberal Sophuli Hükümeti içerisinde sandalyesiz bakan
olarak görev yaptı.
Kazancakis, diğer birçok yazar
gibi yaşamının son yıllarında ünlendi. 1956 yılında Viyana'da
Uluslararası Barış Ödülü'nü aldı. 1957 yılında Almanya'da öldükten
sonra Girit'i çevreleyen Venedik surlarının kale burçlarından birinin
altına gömüldü. Yapıtlarında, doğup büyüdüğü yer olan Girit'in
özgünlüğüne kendi, derin gözlem ve duygularını katarak eşine az
rastlanan bir dil yaratan Kazancakis'in Türkçe�ye çevrilen yapıtları;
Zorba, Allah'ın Garibi, Kaptan Mihalis, El Greco'ya Mektuplar, Günaha
Son Çağrı, Kardeş Kavgası ve Yeniden Çarmıha Gerilen İsa'dır.
ZORBA
Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos
Kazancakis'in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü
geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis,
çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin
ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az
sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz
hesaplaşma sayılabilir. Geçmişin, elden kayıp giden zamanın ve insanın
temel yanılgılarının bir kez daha gözden geçirilmesidir bu roman.
Zorba aracılığıyla Kazancakis,
özyaşamının yenilgiler ve soru işaretleriyle dolu bir bilançosunu
çıkarır. Bu bağlamda ele alınınca, bu roman, Zorba ile yazarın yaşam
öykülerinin çizili sınırları arasında sonsuz atkı ve çözgülerle
sokunmuş büyülü bir kumaştır denebilir. Baştan sona sürekli bir
arayışı, sonu gelmez çabaları yansıtan bir kanaviçedir. İnsanı arayışın
serüvenidir... 'Korkmamayı, yaşamı sevmeyi ve ayakta durabilmeyi bana o
öğretmişti' diyor yazar. Gerçekten de Zorba, bir yaşam kılavuzudur.
Özgür ufukların ve özgür insanların simgesidir. Bugün Nikos
Kazancakis'in mezar taşında yazılı olanlar, doğrudan Zorba'nın ağzından
dökülmüş yazgı sözcüklerini andırıyor: 'Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm.'
ALLAH�IN GARİBİ
Assisi�li Francesco�nun Tanrı�yı
ararken çektiklerini anlatıyor Allahın Garibi�nde Kazancakis.
Francesco, gençliğinde zevk ve eğlence düşkünlüğüyle bütün Assisi�de
parmakla gösterilen bir delikanlı. Daha sonra Assisi�nin iftihar ettiği
bir aziz.
Pencere altlarında sevgilisine
serenat yapan aşık Francesco, meyhane arkadaşlarıyla şehirde tertip
ettiği eğlencelerle de şöhretli. Fakat bunlar onun kişisel hırsını
tatmin etmeye yetmez. Sonunda sırf ün kazanmak için savaşlara katılır
ve küstah bir şövalye olarak döner memleketi Assisi�ye. Ve olan olur.
İçinde, ta yüreğinde Tanrı�nın sesini işitir ve onu aramaya başlar.
Dünyadan el etek çekerek, bütün düşkünlere, bütün yoksullara, bütün
günahkârlara gönlünü açıp Tanrı�nın istediği yoldan yürümeye başlar.
O�nun Tanrı�ya götüren yolunda;
bedenin istekleri yerine, ruhun istekleri geçerlidir. Açlık, dünya
malından vazgeçme, insanın acziyetini kabul ederek nefsi alçaltma gibi
zahidane bir yol tutar Francesco. Bütün çektiklerine şahit Leo
Kardeş�in ağzından öğreniriz onun macerasını.
Tabiattaki herşeyde Tanrı�nın bir
işaretini gören Francesco�yu üzen tek şey Şeytan�ın ayartmalarıdır.
Kendi yoluna giren zahit kardeşleri daha sonra açlık, fedakârlık,
yoksulluk ve sevgi yolu yerine daha ihtişamlı ve gösterişli bir
zahidlik yolu kurmaya çalışır ve Francesco� nun arkadaşlarını kendi
yollarına çevirir. Francesco onda da bir teselli bulur ve bağışlar bir
anlamda ihanet eden kardeşlerini. Çünkü o kendi varlığını da bu yolda
silmeye uğraşan bir keşiştir ve Assisi� nin sevgili azizidir.
KARDEŞ KAVGASI
Nikos Kazancakis'in bütün
romanlarında görünlen arayış, ölümünden sonra yayımlanan bu romanında
da değişik boyutlarda kendini gösterir. Bir köy rahibinin, roman
boyunca süren arayışı, iç savaşın kanlı çatışmaları içinde boğuşup
duran yoksul insanların arayışıyla bütünleşir. Kül rengi, acılı bir
köy: Akdeniz adalarının acımasız güneşi altında kavrulmuş kapkara
evler; yoksullukla boğuşan, tutkularla kavrulan insanlar. Ve tutkuların
en amansızı olan nefret; kardeşi kardeşe kırdırtan öldürücü bir nefret.
Bu haksızlıklar selinin ortasında, çığlığı çölde yitip gittiği için
umutsuz, umarsız kalmış, arayış içindeki köy papazı Yannaros'un
gözünde, bu kötülükler dizisi, kendi papazlığının da saçmalığını ortaya
koymaktadır.
Papaz Yannaros, özgürlüğü arayan
yeni bir düşünceye kapılmıştır. Marks'ın öğretisidir bu. Hıristiyanlığa
büyük eleştiriler getiren, çağdaş bir İsa arayan, bu yüzden de Yunan
kilisesinin aforoz ettiği, şimdiden ettiği, şimdiden klasik olmuş bu
dev yazarın en güzel romanlarından biri de Kardeş Kavgası'dır. |