Fransız delikanlı, Paris'in bulvar kahvesinde oturmuş, tipik kahvaltısını yapıyormuş. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyağı, reçel... Yan masaya ağzında çikleti ile tipik bir Amerikalı turist oturmuş. Sohbet başlamış...
Amerikalı: o ekmeğin hepsini yiyecek misin?
Fransız: Tabii..
Amerikalı: Biz yemeyiz. İçinden biraz alır yeriz. Kalan bir fıçıda toplanır. Fabrikaya gider. Kruvasan yapılır. Fransa'ya satılır, demiş. Fransız cevap vermemiş.
Amerikalı: Reçel de yer misiniz?
Fransız (öfkeli): Tabii..
Amerikalı: Biz meyveyi taze yeriz. Kabuklarını, çekirdeklerini, çürümüşlerini bir fıçıda toplar fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransızlara satarız.
Fransız: Peki siz kullandığınız prezervatifleri seviştikten sonra ne yaparsınız?
Amerikalı: Atarız tabi...
Fransız: Biz atmayız. Bir fıçıda içindekilerle biriktirir, fabrikaya gönderir, çiklet yapar, Amerika'ya satarız, demiş....
Amerikalı: o ekmeğin hepsini yiyecek misin?
Fransız: Tabii..
Amerikalı: Biz yemeyiz. İçinden biraz alır yeriz. Kalan bir fıçıda toplanır. Fabrikaya gider. Kruvasan yapılır. Fransa'ya satılır, demiş. Fransız cevap vermemiş.
Amerikalı: Reçel de yer misiniz?
Fransız (öfkeli): Tabii..
Amerikalı: Biz meyveyi taze yeriz. Kabuklarını, çekirdeklerini, çürümüşlerini bir fıçıda toplar fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransızlara satarız.
Fransız: Peki siz kullandığınız prezervatifleri seviştikten sonra ne yaparsınız?
Amerikalı: Atarız tabi...
Fransız: Biz atmayız. Bir fıçıda içindekilerle biriktirir, fabrikaya gönderir, çiklet yapar, Amerika'ya satarız, demiş....