Ana Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle İletişim
 
Anasayfa Şarkı Sözü Biyografi Sağlik Kadın Müzik Astroloji Hikaye şiir E-kart
 

Kategoriler
    Aşk Hikayeleri
    Asker Hikayeleri
    Çocuk Hikayeleri
    Dini Hikayeler
    Dostluk Hikayeleri
    Efsaneler
    Gerçek Hikayeler
    Komik Hikayeler
    Korku Hikayeleri
    Mektuplar
    Sevgi Hikayeleri
    Türkü Hikayeleri
    Yaşanmış Hikayeler
    Sizin Hikayeleriniz

Sözler Mesajlar                                   


 
» Ata Sözleri
» Anlamlı Sözler
» Anneler Günü
» Aşk Sözleri
» Ayrılık mesajları
» Babalar Günü
» Bayram Mesajları
» Beşiktaş Mesajları
» Ramazan Bayramı
» Kurban Bayramı
» Cep Mesajları
» SMS Doğum Günü
» Dostluk Mesajları
» Duvar Yazıları
» Etkileyici Sözler
» Evlilik Kutlama
» SMS Fenerbahçe
 
» SMS Galatasaray
» Kandil Mesajları
» Kısa Sözler
» Komik Sözler
» Komik Mesajlar
» Özlem Mesajları
» Özür Mesajları
» Özlü Sözler
» Ramazan bayramı
» Sevgi Mesajları
» Sevgi Sözler
» Sevgililer Günü
» Sevgiliye Sözcükler
» Yanlızlık Mesajları
» Yeni Yıl SMS
» Tebrik Mesajları
» Günaydın Mesajları

  Online işlemler
» Tc. Kimlik Numarası
» Ssk Pirimleri
» Bilinmeyen Numaralar
» Öss Sınav Sonuçları
» Borsa Analizleri
» Ehliyet Sonuçarı
» Özel Güvenlik Sonucu
» Telefon Rehberi
» Bağkur İşlemleri
» OKS Sonuçları
» Kpss Sonuçları
» Ehliyet Sonuçu
» Üniversiteler
» Emekli Sandığı
» Öss Sonuçları
» Vergi Bilgileri
>> kendimizi yitirdik >> Kalbim.net - hikaye hikayeler hikayesi hikaye oku gerçek hikayeler aşk hikayeleri yaşanmış hikayeler

kendimizi yitirdik

Eğer 2001’in ortalarında bile, geleceğe yönelik planlarımız projelerimiz olmayıp, geçmişteki güzelliklerimize sığınmak -eskilerin tabiriyle ricat etmek- zorunda kalıyorsak yanlış yoldayız demektir.

     Benim dedemin veya babamın çalışkan olmasının bana faydası bir dereceye kadardır. Onun dürüst olmasının faydası bir dereceye kadardır. Eğer ben, benden önceki neslimin tüm olumlu yönlerini kendimde taşıyıp, o özelliklere artı birşeyler daha ilave edebiliyorsam gelişmişim demektir. Kaldı ki bizler, bırakın bizden öncekilerin olumlu özelliklerine sahip olmayı, onlardaki güzellikleri birer birer yitirip yok oluyoruz.

     Bu duygularla, Ankara’dan Dr. İ. Ethem Olgay’ın mektubunu okuyoruz:

     "Satırlarıma başlarken "Bizi kahreden yitiklerimiz" diye başlık atacaktım. Yitiklerimizi saymaya başladım. Saydım saydım bir de baktım ki temelde bizim olan birşeyimiz kalmamış. Dedim ki, "Kendimizi yitirmişiz be..."

     Osmanlı’nın o heybetli devirlerinde olduğu kadar, Kurtuluş Savaşımızı kazandığımız zamanların da moral değerlerinden eser kalmadığını görerek hüzünlendim.

     Bundan altmış, altmışbeş yıl evvelini hatırlıyorum. Şimdiki jet uçaklardan F-16’lardan eser yoktu. Tek motorlu, pervaneli askeri uçakların zaman zaman yüksekten geçişini merakla seyrederdik. Annemin askeri uçağa bakarak heyecanla ellerini açıp, gözyaşlarıyla "Allahım vatan evlatlarımızı koru" diye dua edişi hâlâ kulaklarımda çınlamakta.

     Yazın Kayaardı bağımıza giderken yolumuz kayanın tepesindeki askeri kışlanın ortasından geçerdi. Bağımızın meyvelerinden askerlere ikram edebilmek ailemi mutlu kılardı. Annemler, hatta yaşlı dedeler bile askere, "asker ağa" diye hitap ederlerdi.

     Askere ve askerliğe milletimizin apayrı bir saygısı vardı. Babam, ben ufakken "Oğlum askeri doktor olacak" diye heveslenirdi? Ne oldu da bu sevgi ve saygı yerini ilgisizliğe terketti. Ne oldu da böyle bir sürece girildi?

     Bazen meyve dolu sepeti ufacık koluma geçirip, ıkına sıkına kan ter içerisinde şehre götürüp satmak karşılığında hikaye kitapları almak hevesiyle yola koyulurdum. Kayanın tepesine oturup, efkarla Kayaardı bağlarını seyre dalan askerleri görünce sepetimdeki meyveleri onlara ikram etmek beni nasıl da sevindirirdi.

     Geçenlerde, kanunsuz yapılmış gecekonduları yıkım esnasında güvenlik için oraya gelmiş jandarmaya taş ve sopalarla karşı koyanların hali yüreklerimi dağladı... Allahım birbirini gördüğünde birbirine heyecanlı duygularla bakan bu insanlar nasıl oldu da birbirleriyle karşı karşıya getirildi?

     Sonra Tandoğan’daki esnaf mitinginde bazı kişilerin taşlarla polise saldırışındaki nefreti ve vahşeti televizyonlardan izlerken tüylerim diken diken oldu. Altmış yıl evvelki anılarımla gözlerim yaşardı.

     Çocukluğumdan daima tatlı bir anı olarak hatırlarım. Çarşıda, açıkta, köşebaşında bir kitap satıcısı vardı. Fazla kitap alacak paramız olmadığından bir hikaye kitabı alır, okuduktan sonra başkasıyla değiştirirdik. Kitapçım bu alışverişten kârlı çıkmadığı halde hiç karşı koymaz, aksine mutlu olur, tatlı tatlı gülümseyerek istediğimizi verirdi. Belli ki o, para kazanmaktan öte, okuyana yardımcı olmaktan zevk duyuyordu. Ne güzel insandı o insanlar.

     Geçenlerde ablam anlattı. İlkokulda iken, okulda yemiş almam için babam para verirmiş. On para, yirmi para, hatta bazen kırk para. Kırk para bir kuruş ederdi ki büyük paraydı... Ben onlarla kalem defter alırmışım. Babam, "Bu kadar nefsine hakim çocuk görmedim, arkadaşları birşeyler yer içerken imrenir diye para veriyorum, o ne yapıyor?" dermiş.

     Kalemi her zevke tercih etmek ne güzel şey. Esasen güzelliklerin kaynağı, sıradağlar gibi yüce kültürümüzün derinliklerindedir.

     Dedem, köyden evlatlık alırdı. Onların okumasına özen gösterirdi. İyi okuyan Ali’ye verdiği değere, ona gösterdiği aşırı sevgiye imrenirdik. Vilayetimizde lise olmadığından başka il’e okumaya gönderdi. Ali köyüne gittiğinde yaşlı dedeler bile, "Bu okumuş" diye ona saygı gösterir, baş tacı eder, baş köşeye oturturlarmış. Şimdi gençlerimizin eline tutuşturulan üniversite diplomalarımızın, neredeyse kese kağıdı kadar değersiz hale getirilişi neden?

     Bizler yolda öğretmenlerimizle karşılaşınca, derhal yol kenarına dizilir, heyecanla hazırol vaziyetinde onu selamlardık. Geçenlerde torunumun okuluna gittiğimde, bir lise öğrencisinin, öğretmenin arkasından, "Heey, Muharrem hoca!" diye çağırdığına şahit olunca donakaldım. Derin derin düşündüm. Sonra haberlerde hocasını döven, bıçaklayan, hatta öldüren öğrencileri hatırladım. Neden öğrenci hocayı dövecek, ya da hoca dövülecek hale geliyor, sahi neden, neden?!.
Sayfayı Yazdır | Bu Bilgi Sizden Önce 327 Kez Okunmuştur.
Yazıyı Arkadaşına Öner

    İsim: E-mail:
Sizin:  
Arkadaşınız:  
Messajınız:  
     
Benzer Yazılar
 nişanlıma anlatamadım
 kendimizi yitirdik
 duayla gelen müşteri
 ikisinide tanımıyorum
 bu genç sizden ne istiyor
 Hürriyet Kurbanı
 karımı öldürdüm
 Hayattan Ümidi Kesmeyin

2008 Terazi Burcu » 2008 Koç Burcu

2008 Akrep Burcu » 2008 Boğa Burcu

2008 Yay Burcu » 2008 İkizler Burcu

2008 Oğlak Burcu » 2008 Yengeç Burcu

2008 Kova Burcu » 2008 Aslan Burcu

2008 Balık Burcu » 2008 Başak Burcu

Astroloji Git  

Anneler Günü » Gül Kartları

Babalar Günü » Dini Kartlar

Doğum Günü » Bebek Kartları

Sevgililer Günü » Gün Batımı Kartları

Manzara Ekartlari » Yılbaşı Kartları

Aşk Sevgi Ekart » Komik Kartlar

Kartlar Git  
Git  
 

Aşk şiirleri » Atatürk şiirleri

Ayrılık şiirleri » Asker şiirleri

Sevgi şiirleri » Dini şiirler

Güzel şiirler » Gurbet şiirleri

Öğretmen şiirleri » Özlem şiirleri

Yalnızlık şiirleri » 19 mayis şiirleri

Şiirler Git    

Asker hikayeleri » Aşk hikayeleri

Korku hikayeleri » Çocuk Hikayeleri

Dini hikayeler » Dostluk hikayeleri

Yaşanmış hikayeler » Komik hikayeler

Mektup hikayeleri » Sevgi hikayeleri

Türkü hikayeleri » Sizin hikayeler

Hikayeler Git    

Asker Fıkraları » Avcı Fıkraları

Çocuk Fıkraları » Deli Fıkraları

Dini Fıkralar » Eğlenceli Fıkralar

Komik Fıkralar » Karadeniz Fıkraları

Nasrettin Hoca » Politika Fıkraları

Sarhoş Fıkraları » Spor Fıkraları

Fıkralar Git  


 
Copyright © Kalbim.Net 2008 All Rights Reserved
Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik İlkeleri
Hosting Hizmetleri Web Stats
Güzel sözler film izle tatil Türkiye istanbul Sevgi